Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Alışmak.

 İlk zamanlardaki gibi değil alışıyor insan.Duyguların yavaşlıyor,eskisi kadar sinirlenemiyorsun.Lanet okuman da azalıyor yavaş yavaş.Bütün direncin kırılıyor ve alışıyorsun.Elinden birşey gelmediğine ikna ediyor zaman seni.Kendini kandırmaya başlıyorsun.İlk sen inanıyorsun yalanlarına ve oturuyor herşey.Bir iç geçmesi oluyor derin derin iki nefes aldıktan sonra konuyu değiştirmeye çalışıyorsun kafanda.Zamanla onu da hallediyorsun ve sonuç olarak.İnsan yeniden diriliyor.O umutlarını tüketiyor,yeni umutlarla buluyor kendine ama herşey zamanla.Zamana bıraktık ilerliyoruz.Tabi bu süreçte hemen ayağa kalkmanı bekleyenler oluyor ya da senden daha kötü durumda olanları düşünmeni tavsiye edenler oluyor.Yardım ya da hayır kurumu sanıyorlar beni.Kötümser olduğum doğrudur.Ama inanın elimde çok sebebim var :) Hayatımda rayına oturmuş hiçbirşey yok.Hala ailemle yaşıyorum.Pek de iyi anlaşamıyoruz.Aslında ortada anlaşacak birşeyimiz yok ve bir çabamız da yok.Haddinden fazla çalıştığım bir işim var ki akşamları birşey yapacak halim kalmıyor zaten içimde öyle bir istekte yok.Maddi durum deseniz borcum var ödenir sıkıntı yok ama onun dışında kendime ait hiçbirşeyim yok.Aşk konusu zaten imkansızların ötesinde.Sonuç olarak kendi şartlarımın en dibindeyim.Askerdeyken çoğu zamanım daha iyiydi diyebilirim.Ama düzeliyor.Zamanla diyorum ya alışıyorsun.Yoksa neden o kadar insan hala dünyayı yakmıyor anlam veremezdim.

25 Haziran 2013 Salı

Ya O değil,imkansız olan sen isen ?

Belki de sorun senin imkansız olduğuna inanmandır.Onunla 3 gün için işi bırakabilirmisin ? Fazladan 3 gün için.Umut dolu 3 gün için.Bunu yapabilirmisin ? Ardı gelmese de denedim demek için fazladan cesur olamaz mısın ? Eğer bunları yapamıyorsun.İmkansız olan sensin.Sen aslında onu haketmeyi hiç istemedin.Sahte seni seviyorumculardandın hep.Asla sevemedin boylu boyuna.Bir çayıra uzanıp saçlarını okşayacak kadar haketmedin kimseyi.Ellerini her tuttuğunda terlemekten şikayetçi oldun.Sen kimsin biliyormusun.Havalimanında yere uzanıp yatan dünyayı dolaşan yüksek sesle konuşup durmadan gülen çifti ayıplayanlardan,şunlara bak diyenlerdensin.Her sabah işe gidip,patron tarafından ayıplanmamak için didinenlerdensin.

 Doğrularımı alıp gideceksin.Yine ders yine ders.Hayat çok garip.İmkansız olan sensin.Armut bile 1 senede büyüyor.Sen 3 günde dünyaları istiyorsun.4.gün vazgeçiyorsun.Sonra da burada ağlıyorsun.Evet dostum boşa  yaşıyorsun.3 bin lira maaşa çalışıyorsun.Avut kendini.Böyle değil mi herkesin hayatı.

2 Mayıs 2013 Perşembe

Kazanıkça değişirsin.

Kaybettikçe sinersin içe çökersin.Bazı şeyleri atman gerekir hayatından bazı şeylere daha sıkı sarılman gerekir.Suçu hayata ve şartlara atarsın önce bunu yapmak kolaydır.Savaşmazsın savaşmak zorunda olduğunu bile bile.
 Kazandıkça da değişirsin.Egoların artar.Özgüvenin artar.Kazandıkça bencilleşirsin.O yüzden çok kazanan yalnızdır.Çok kazanan hep en iyisini kendi bilir.

Yine en iyi bildiğim şeyi yapacağım.

Kaçmak.Yine sorumluluk almaktan kaçıp uzaklara gidicem.Enteresan kararlar aldığım oldu.Ama bu sefer çok farklı olacak.Daha önce küçük şehir,küçük ilçelere kaçışlarım olmuştu.Geri daha güçlü döndüm her seferinde.Ama her dönüşte yine tutunamadım.Aile ile olmuyordan çok çevrem,akrabalarım,arkadaşlarım olmuyor.Burada mutlu değilim.Olamıyorum da.Uzaktan daha güzel herşey.Bensiz daha güzel herşey.Böyle geliyor bana.Bu bir buhran değil.Daha önceden almalıydım bu kararı.Beni kimsenin tanımadığı bir yere gidicem yine.Başka bir beni oynayacağım.Son sefer çok prim yapmıştım.Çevreden çok etkileniyorum bu doğrudur.Yaklaşık 8 ay sonra geri döneceğimi sanıyorum.Böyle işte kararsız adamlar böyle oluyor.Bi kerede evet de demişti kız arkadaşım bana.Hatta evlendiğimizde nikah memuru sorduğunda yani dersin.Adam zorlar olabilir dersin.Ya kardeşim evet mi hayır mı der tamam , benim için farketmez dersin.Aynen böyle demişti kız .Tabi o kadar ilerisini göremedi ama muhtemelen evet derim ama içimde aynı şeyler olur. Benim insanlar da var. Ne mutlular ne de kararlı ve azimliler. Değiştirmek için çok birşey yapmıyorlar . Hep en kolayı seçiyorlar . Biraz huzur arıyorum şimdilik. Doğru yer mi bilmiyorum ama ilk yer olduğu kesin . Orda bile kararsızım . Çok zordur böyle biriyle birlikte olmak. Bir noktadan sonra sadece yetiniyormuşsun hissine kapılırsın. Adamın hiçbir hayreti çabası yoktur. Kavga etmek istersin ama onu bile yaptırmaz sana. İltifat beklersin çocukmusun der. Evet ben bu tarz şeylerin önünü hep keserim ilk başlarda. Kötülerim de kötülerim sonra kız beklemez. Aslında hiçbirşey beklemez benden . Öyle monotonlaştırıyorum ki ilişkileri .Burnunu sıkınca kızın hoşuna gidiyor. Bu seviyelere düşürebiliyorum. Bu da bir meziyet sonuç itibariyle.

  Çok dağıttım toparlamak da istemiyorum çok alakasız tonlarda gezdim Mustafa Keser değilim o tondan o tona güzelce geçip şarkıyla raks edeyim.Sadece 1 kişi tanıdığım bir şehre gidiyorum. Dostlar bu zamanlar için vardır zaten. Ama malesef orda tek kalacağımı söyleyebilirim. Gidiyorum dediğime bakmayın daha karar vermedim . Gitmek istiyorum diyeyim daha doğru olur.Herşey ayarlandı o tarafta ama ben burda tek bir adım bile atmadım.Yakında başlayacağım hazırlıklara .Gitmeliyim . Öyle hissediyorum yani ne kadar kötü olursa olsun şimdilik gitmeliyim . Çünkü nefes alıyorum fakat oksijeni yeterli değil .Alıştım yine buralara . Herkes tanıyor beni . Herkes aşina bana . Geçerken arkamdan bu çocuk diye başlayan cümleler kuruyormuş gibi geliyor insanlar bana. Yine muhtacım gitmelere . Kim kaçış der buna. Benim için sadece ayrılış . Seviyorum burayı . Daha ziyade burayı hala sevmek istiyorum . Eskisi gibi olsun istiyorum ama 26 yaşındaysanız hiçbirşey 23 yaşındaki gibi olmuyor. O zamanlar şuraya gitmeliyim .Şunu yapmalıyım düşünceleri yerini acaba nasıl daha çok para biriktiririme bırakmak üzere. Bu zamana kadar hiç düşünmedim ama gelecek kaygısı altında eziliyorum çünkü önümde somut bir örnek var . Benim gibi geçti hiç mutlu olmadı. Başaramadı .Çünkü  başarmayı dahi isteyemedi. Öyle biriydi çünkü onu en iyi ben anlıyorum ve bundan da nefret ediyorum .

3 Nisan 2013 Çarşamba

Ben sana demiştim.

 Bir sana çıkar biri der ben sana demiştim.Düşünürsün düşünürsün ve cevabını verirsin hangisiydi ?

Çünkü sana o kadar şey demiştir ki hangisini yapacağına karar verememişsindir.Üstüne birde sana demiş olması hiçbirşeyi değiştirmiyorken bu cümleyi hiç de yeri ve zamanı değilken kurar.Ben sana demiştim.Ama geçti artık üzülmene gerek yok.Önündeki maçlara bak.Hatalarını telafi edersin.Artık her maç bir final gibi cümleler kurman daha iyi olmaz mı ? Olmaz tabi ki . Fırsatını bulduğunda vuracaksın kafasına ben sana demiştim.Beni dinlemedin.Sonra bu cümle üzerine 3 maç söylesene yüklü gircem demek de çok makbule geçer.O seviyededir muhabbet çünkü.Böyle insanları varsa hayatınızdan çıkarın.Zaten genellikle kan bağı ayakbağıdır.Onları da çıkarın.Hepsini değil tabi ki :) Çıkaracaklarınızı bilirsiniz.Zorunda olmak çok kötü şeydir.Allah kimseyi zorunda bırakmasın.

27 Mart 2013 Çarşamba

Bazı bedelleri sadece iyiler öder.

 Bir gün iyi niyetli olmayan ya da herhangi bir niyeti oluşacak kadar olayı kavrayamamış birisi kuyuya taş atar. O gider başkası gelir bir taş da o atar. Başkası başkası.... Böyle devam eder. Birisi gelir kendinde olmaması gereken taşı kuyuya atar. Ötekisi yaptığı hataların bedelini ödemek için kuyuya taş atar. Sonra padişah gelir kuyuyu görür taş dolu. Tez kellesi vurula ama kimin ?  Laf ağızdan bi kere çıkar. Birinin kellesi vurulmak zorundadır. O an kuyuya hiç taş atmamış kuyuya en yakın kişi seçilir ve idam edilir. Belki de en günahsızı o dur. Ama bazen kısmetdir sadece olmaman gereken yerde olursun. Ellerini atarsın torbaya,ne çıkarsa bahtıma dersin,en olmayacak seni bulur. Belki de en güzelini bulduğunu sanarsın ama içindeki şeytan seni bitirir. Günden güne sana oynar. Artık o kadar kötü boyutlara gelmiştir ki üzerindeki yükü kaldıramazsın.

  Böyledir genelde. Adaletin kepçe usulü dağıtıldığı yerlerde böyledir. Ne kadar lazımsa o kadar verilmez. Ne kadar layık görülürse o kadar verilir .Lazım-Layık. Çok farklı açılar. Birinde hikayenin sonu gelmez. Birinde hikaye kötü sonla biter .70 kişinin suçunu işlemeyen biri çeker. Vicdanlar rahattır. Biri yere çöp attı. Aslında diğer 69 kişi de yere çöp attı. Ama bir kişi bunu temizlemek zorunda. Bu suçun temizlenmesi lazım Biri olmalı. Orayı 70 çöple öylece bırakamayacak biri olmalı.

  Adamın biri vurulur sokakta.
70 kişi geçer.
Birisi hiç bakmaz bile. Başına dert olmasın diye.
Birisi bakar vah zavallı adam der geçer. 5 sn bile sürmez unutması.
Birisi yanına gider inceler. Nesi var acaba der. Kim vurdu ki bunu der. Bir şişe su bırakır gider.
Birisi gelir adamı taşımaya çalışır. Ölmesini engellemeye çalışır .Fakat adam ölür.Ve bu kardeşimizi tutuklarlar.


  Kaç yıl oldu cep telefon kullanıyoruz. Çok sevinçli açtığım anları hatırlıyorum.
Lise de kız arkadaşımın aradığı zamanki heyecanları. 
Arkadaşlarımın aradığı zamanları.
Hoşlandığım ama hiç söyleyemediğim kızın aradığı zamanları
Ailemin aradığı mutlu zamanları.
Hiç beklenmedik biri arar bazen ve sana hiç ummadığın haberler verir.Kalp çarpıntın hızlanır.Telefonu kapattıktan sonra zıplarsın bile.O kadar iyi gelir sana.
Telefonla yarışma programına katıldığım zaman.Sonra soruda patladığım zaman zaten yarım çalışan kalp atışlarımın bandovari atışları.düm teke teke düm.

  Ama kaçamayacağın telefonlar vardır. Açmak istemezsin.
Hissedersin kötü birşey olacağını ve açtığında o an bütün niyetin,belki de hayatın değişir.İnanmak istemezsin ama inanmak zorundasındır.
Patronun arar kesin mesai var diye bir anda kırasın gelir telefonu. Ama açmak zorundasındır.
Birine borcun vardır adam arar ve beş kuruş paran yoktur. O umutsuzluk açtırmamaya iter adamı. Ertelemek istersin hiç konuşmadan.
Geçmişten biri arar bazen .Ona senin değil vicdanının borcu vardır. İçine kocaman bir kaya oturur. Ne de haklı dersin içten içe. Dünyanın en kötü adamı bile olsa,o vicdan senindir. Senin yaptığının bedellerini ödemiştir o insan. Açarsın ve iyiyi oynarsın. Ama uyuyamadığını söyleyemezsin. Kendini affetmediğini söyleyemezsin. Hatanın sende olduğunu söyleyemezsin. Aynı hatayı o yaparken senin çıkmaz .Belki suçlu değilsindir. Ama bedeli ödemek istemezsin ve onun ödeyeceğini bile bile ona söylemezsin.

 Şartlar insanlara o kadar kötü şeyler yaptırıyor ki.  Artık inanası gelmiyor insanın bir diğerine .  Çoğunluğu ayakta tutan medeniyet. Asırlardır birbirini kılıçtan geçiren,bir ekmek için adam öldürülen avrupalı ne kadar değişmiş bu çağda. Halbuki onlar aynı geni taşımıyor mu geçmiştekileriyle. Şartlar farklı şimdi.

Kimsenin iyiyim demesin artık. Kötülerin iyilerin içinden seçildiğini bildikten sonra....

20 Mart 2013 Çarşamba

Yine o zat.

Blogu açma sebebim benden yaşça büyük olan aile bireyimizin kızlar üzerindeki etkileri ve yan etkileriydi. Şimdi hakkını yemeyelim iyi konuşuyor ağzı laf yapıyor ama ne kadar kötü muhabbetler içinde olduğunu anlatmam lazım.Belki benim başarısızlığımın altında yatan nedenler bunlardır.İkili ilişkilerimde hiç başarılı değilimdir.Öncelikle sorumsuz sonrasında pek konuşkan değilimdir.Aslında telefonda pek konuşmayı sevmem.Sevmekten ziyade beceremem.Beş dakika sonra kesiliyorum.Ama bizim zat çok iyidir.50 olmuştur belki sayısından emin değilim çünkü arada olmadığım yıllar var.Bazen ciddi ilişkileri oluyor ama genelde ayrılıklar üzerine programlanmış bir düzeni var ve enteresan tarafı biriyle hiç çıkmadan onunla takılabiliyor adam.Yani başladığından ve bittiğinden ikisinin de haberi olmuyor.Bende onu anlamıyorum işte.Bir mesaj attı ve tekrar üzerinden 4 kız geçmiştir belki de onunla konuşmaya başladı.Söylediği yalanların haddı hesabı yok orasını geçiyorum :) Ama ikisi de neden olmadı neden ayrıldık üzerine 2 dakika konuştular sadece ve bir şey bulamadılar.Günlük olayları çok saçma sapan konuşuyorlar.Bir cümlesini aktarıyorum zat-ı muhteremin ; Şimdi ben bazen halısaha maçı yapıyorum o zaman tutupta benimle konuş maç yapmayacaksın demiceksin yani.Bunlara takılmamalı bende senin işin varken aynısını düşünürüm.  Şimdi cidden bunun söylenmemesi gerekir.Bu gibi saçma sapan mevzular konuşuluyor aralarında.30 u geçmişsin birader valla bende artık bıktım :)) Biraz büyü.İlerleyen safhalarda çok su içmek gerekiyormuş benim kardeşimde günde 3 lt su içiyor felan işin garibi beni de karıştıyor :) Zaten bunun kız arkadaşlarıyla hayatta tanışmam boşuna insan kirliliği.Bi keresinde bunun bi kız arkadaşı ile tanıştırmıştı mecburen olmuştu.Kızı sonradan bi kafe de gördüm.Böyle sevimsiz bi selam verdi gözleriyle yanında erkek arkadaşı vardı ve biraz bakındılar ve gittiler başka yere gidelim havasında.Rahatsız olmuştu belliydi gereksiz bir rahatsızlıktı bu.Birşey yapacağımdan değil triplere neden giriyorsun.Benim seni tanımam başlı başına gereksiz birşey.Zaten seviyeni belli etmişsin zat-ı muhteremle çıkarak :)) Cidden genelleme yapmıyorum ama bizim muhteremin bi tane düzgün birisini bulduğunu hatırlamıyorum.Bana en büyük tavsiyesi olm kız çirkin diye konuşmamazlık yapma güzel arkadaşları vardır olmuştur :)) Neyse hakaretvari açılış amacında bunu göstermek istedim.

Kilo vermek.

 Uzun zamandır kabul edemiyordum biraz kilo aldığımı fakat tartıya çıktığım zaman gördüklerim karşısında hayrete düştüm.Tamı tamına 76 kiloydum 2 gün önce tartıldım.Askerde ve sonrasında biraz abandığımın farkındaydım.Özellikle askerde belirli dönemlerde hem aşırı yemek,hemde aşırı alkol kullanımı envai çeşit çerez,cips yeme tutkum ve ardından sürekli kola içmem sonucunda buralara kadar geldim ve tabiki her gün 10 bardak çay ki iki şekerden 20 küp şeker yapar.Birde boş çay içmediğimizi de varsayarsak durum çok kötüydü.Hanımeller asortiye abone gibiydim.Neyse sonuç olarak yine çok yiyorum gibi sürekli açım.Günde 5 lt su içiyorum.Çay şekersiz içiyorum 4 bardak maksimum.Yemek az yemeye başladım.Sabahları pek birşey yemezdim öğle yemeğini hayal ederdim hep ya da yıllarca sadece poğaça yemiş biri olarak ki sonradan yemeyi bile bıraktım artık kahvaltı da yapıyorum.Ekmek yemiyorum sadece kepek yiyorum ama fırındaki kepek ekmeğinden şüpheliyim.Kakao ile renk vermişler sanki.Bu kadar kabarması normal değil fazla beyaz un katıyor olabilirler.Neyse zaten pek yemiyorum.Bakalım ne kadar zamanda 72 ye düşücem.Tamamen bilimsel bir çalışma yapacağım.Hadi hayırlısı.

16 Mart 2013 Cumartesi

Araba alarmı

Uzaktan bi yerden bi araba alarm sesi geliyor.1 saattir alarm çalıyor.Çok inceden çinden geliyor sanki.Çin işkencesi gibi.Birde yakında olanlar vardır diye düşünüyorum.Dışarıda olsa ve tanıdığım birinin olmasa kesin lastiğinin havasını indirirdim.Hatta büyük çivilerden bi tane çakardım tekerleğine o kadar kıl oldum. Kimse müdahale etmedi mi ya da gece 10 kere geçen polis devriyesi duymadı mı ? Hadi ben inceden duyuyorum evde kimse duymamıştır bile ama itirazı olan yok mu ? Nedir kardeşim bu gece gece bi cumartesimiz var diye bağırıp sokağa çıkan yok mu ? Kim çaldırıyorsa Allah belasını versin o alarmı.Teknik arıza yaptıysa da yapan firmanın ..Bi susmadı sokaktan kimse geçmiyor.Hiç arabası sesi de yok müdahale eden yok.Bi tek ben duyuyorum galiba.Herkes yatmış.

10 Mart 2013 Pazar

Çoraplar..

Çoraplarım hala beyaz..
Ne toz,ne kir beyazlar hala
İnansanda inanmasanda onlar beyazlar..
Kir tutmuyorlar sandım,hayır tutuyorlar,
Bn kötü kirleri bile tutuyorlar.
Yıkanmıyorlar haftalardır ama beyazlar.
Çoraplarım hala beyaz.
Güneş solduramıyor rengini
Hala yeniler.
Onca zamana rağmen eskimediler.
Hala beyaz ve yeniler.
Hatta gün geçtikçe daha da beyazlaşiyor
Baha da yenileniyorlar.
İnan görüyorum hissediyorum.
Ben ? 
Beni sorma.
Ben o kadar hızlı eskiyip kirleniyorum ki...
Çoraplarımın farkında değilim.

28 Şubat 2013 Perşembe

Kahve Molası

1-En son kime yalan söyledin,neden ?
En son bir arkadaşım gelmişti ziyarete çok uzaklardan ona,öyle gerekiyordu.
2-Biz okumuyoruz farzet kendine itirafta bulun.

Son dakikalarım kötüdür.Kriz yönetimlerimde öyle.2 kutucuk değiştirdim şu ana kadar ve ikisi de doğru olan şıklardı.Çok etki ettiler hayatıma.Belki bambaşka olabilirdi herşey.Cidden herşeyi etkiledi bu iki tercih.

3-Şu an istediğin işi mi yapıyorsun ?

Tabi ki hayır.Yazın sıcak,kışın soğuk.Patronla işçiler arası mekik dokuyorsun.İşçiler de mübarek birleşmiş milletler gibi.Şimdi suriyeli işçiler de çıktı.Gürcülerle iyi anlaşıyorum.Biraz dillerini biliyorum.

4-Mutlu musun ?

Mutluluk anlık olarak soruyorsan dakikasında değişiyor insan.Ama genel olarak yaşam şartların seni memnun edecek seviye de mi dersen ? Hayır nedeni de endişelerim var.Daha dikili ağacım bile yok.Üstelik borcum da var.Hem maddi var hem manevi var.Üstelik biri benim yüzümden çok zor zamanlar geçiriyor.O düzeldikten sonra ben de düzeleceğim.Artık kısmet gerisi.

5-Keşke..

2- de söylediğim iki şık değiştirmemi yapmasaydım demiyorum çünkü herşey daha da kötü olabilirdi.Bu benim avuntum.

6-Sence ideal eş nasıl olmalı ?

Bana kalmamalı bu sorunun cevabı.Çünkü ben bana göre mükemmelin tarifini yapabilecek seviye de değilim.Basit biriyim.Daha düzgün iki çizgi çizemem,müzikten anlamam yeteneksizin tekiyim.Zekilik desen çok yok.O yüzden bazı mükemmel insanlar vardır.En iyiler... O adamlar en iyisini tarif edebilirler.Bana desen akşam evde ne yemek olsun.Ben söylerim ama eşim düşündüğümden daha iyisini yapar böyle olmalı.

7-Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerede geçirmek istiyorsun ?

İstanbul.Bilmiyorum.Yaşadığım yerden çok yaşadığım insanlar önemli.

8-Korkuların neler ?

Korkudan çok endişe.

9-Seni en çok ne mutlu eder ?

Hiç düşünmedim.Aklıma da birşey gelmiyor.Demek ki o kadar çok mutlu olmamışım :)

10-Hayatında en çok utandığın an.

Askerde bir binbaşı tabur komutanı vardı.Bir tatbikat boyunca bana saydı.İlk başlarda utandım tabi ama sonradan sinirlendim.Haksızdı çünkü.Benim üzerimden başkalarına oynuyordu.

11-Kendinde en sevmediğin şey.

Tembellik birinci maddem.Daha sonra da duygularımı fazla belli etmem.Bu yüzden tanımayan kişiler soğuk biri olarak zanneder.Oysa tanıyanlar... :)))

22 Şubat 2013 Cuma

Grip

3 Senedir grip olmuyorum.Salgın var herkes grip , dolanıyor  hastalık hala bulaşmadı bana.1 kışımı da askerde geçirdim ki çok soğuk odalarda yattım nöbetçi olduğum günlerde.1 ay arazide kaldım nisan da buz gibiydi sabahları o buz gibi suyla traş oluyordum üstelik.Birde salgınlar onlarda vurmadı.Anlamadım niye grip olmuyorum.O kadar meşgulüm ki ya da ümitsiz vaka hastalık bile pas geçiyor :) Bu olay hayra alamet değil.Hadi biraz aksın burnum,çıksın ateşim.Böyle yatakda saatlerce kıvranıp uyuyayım.Hoş olmaz mı ? 

4 Kapalı kapı

  Bazen uzun bekleyişleri mutlu biter insanın.Öyle de olmalıdır.Adam sabretmiş o kadar yani.Hayatımda hiç önemli kararlar alamadım.Belki de en önemlisi askere gitmeye karar verdiğim zamandı.Öyle cesaretli her işe atlayan biri değilim.Ölçerim,planlarım kendimi alıştırırım öyle karar veririm.Temkinli davranırm yani.Ama bu işten sıkılmaya başladım artık.Özellikle askerdeyken benim hızımla yıllarımı çoktan kaybettiğimin iyice farkına vardım.Aslında hayatta birtakım şeylere yatırım yaparsınız.Bunu maddi olarak düşünmemek lazım.Arkadaşlar da bir yatırımdır.Akrabalar da keza doğal yatırım oluyor.Salı günü bi arkadaşım İstanbul'a geldi ve çok uzaklardan bir iş teklifi yaptı.Yanıma gel burda bir kaç iş var seni oralara sokayım.Akşamları takılırız.Ev ayarlarım sana.Yanımızda ol.Hepimiz özledik seni dedi.Haklıydı aslında son zamanlarda çok uzaklaştım herkesten. Ertesi gün perşembe günü başka bi arkadaşım aradı.O da elemana ihtiyacımız var olm sen gelsen.Senden iyisini mi bulucaz.Yanımda ol artık düzgün karar veremiyorum.Sana ihtiyacım var. dedi.Sonra asker arkadaşım ve meslekdaşım aradı. Çok acil birine ihtiyacımız var gel dedi. Parası iyi ama uzakta başla 5-6 ay çalış proje bitince ben seni buralara aldırırım.Ayarı veririm o arada dedi.Cuma günü hepsini düşündüm ve saygıdeğer patronu aradım.Ne zaman başlıyoruz yeni projeye dedim.Bende seni arayacaktım.Bir kaç günü başlayacağız benden haber bekle dedi.2 si okuldan arkadaşım 1 i askerden çok uzakta işler. Benimkisi yakın. Fakat bu işin sonu nereye gider kestiremediğimden olduğu gibi bıraktım.Zorla projeye kaydırmaya çalışıyorlar beni.Ofis hayatı bana göre değil. Sigarayı bıraktım fakat açık hava adamıyız.Ofiste zor.Kılık kıyafet çok önemli ofis çalışanı olarak kendini beğendirmek zorundasın ve ben iş görüşmesine gidecek kıyafeti olmayan adam.Spor ayakkabı ve kapüşonlu sweatshirtlerden başka hiçbirşeyi olmayan kişi.İş görüşmesine kirli sakal ve günlük kıyafetlerle gidiyorum.Aslında bu özgüven belirtisi.Ama şantiye de çalışan bi adam olarak takım elbiseyle gitmem normal gelmiyor.Neyse konuyu bağlamam gerekiyor artık uzun zamandır kitap okumuyorum ve cümle kurmakta zorlanıyorum.Bana ihtiyacı olan iki arkadaşı askıya aldım.Benim de bana ihtiyacım var.Bulunca kısmetse dedim.Asker arkadaşıma patrona ayıp olur sen bak ben seni haberdar ederim dedim.Patrondan da haber bekliyoruz bakalım kısmet.Sonuç olarak şuan 4 kapı da kapalı.Hani bazı insanlar hafif aralık olsa o kapıyı zorlar ve içeri girmeye çalışır ya.Bende tam açık kapı arıyorum.Sorunsuz geçmek için.Son günlerde biraz azimli gördüm kendimi. Başarabilirim ama başardıktan sonra yenisini çıkarıyorlar onu da başarmak zorunda kalıyorsun.Bu kadar kötü durum. Bir fıkra uydurayım bari saat geç olmuş : (iki nokta üst üsteyi kes :) Aklıma geldi fıkradan vazgeçtim.Şimdi bi kitap açmıştım ve imla noktalama ya bakıyordum.Bi yerde hata gördüm.Çok bariz bir hataydı.Böyle aynı şekilde hatalara baktım ve düşündüm acaba yazarlar imla ve noktalamayı kendileri mi yapiyorlar ? Yoksa başkasına mı yaptırıyorlar ? Direk İskender Pala geldi aklıma öğrencilerine mi yaptırıyor acaba bitirme ödevi olarak diye düşündüm.Kendi de yapabilir nitekim uzmanlığı bu yönde.Ama yayınevinin bir imlacısı vardır dedim kapattım.İmlacı mı olsaydık acaba ?

11 Şubat 2013 Pazartesi

Mim

Deeptone tarafından mimlenmişiz.Adım çok kısa felan arada kaynar göremem umuduyla göz gezdirdim ama çok erken gözüme çarptı demek ki daha belirgin olmuş böyle :)



Mim: Hangi şekilde kitap okumayı seversiniz?




Hiçbir zaman masada ya da sandalye de oturarak ne ders çalıştım ne de kitap okudum.Ben hep uzanarak yazı yazdım.Cidden çok büyük maharet isteyen pozisyonlarda koltukta ters büklüm büklüm pozisyonlarda kitap okudum yazı yazdım.Ders çalıştım.Ama düzgün bir oturuş tarzım olmadı hiç.Ayaklarımı genelde bir yerlere dikiyorum asla yere basmıyor.O yüzden bu kadar hayalperest olabilirim.Faydaları var herşekilde not alabiliyorsunuz.Heryerde ders çalişabiliyorsunuz.Ama kitap okumak genelde yatarken ya da koltuğun yan tarafından ayaklarımı sarkıtırken daha iyi gidiyor.Ne zaman kitap okuyorum desem.Uzun zamandır okumuyorum.Askerdeyken bol bol okumuştum.Fakat genel olarak evreler halinde oluyor bu.Bir başladım mı 10 kitap peşpeşe okuyorum sonra bir kaç ay kitaptan bir haber oluyorum.Aslında o aylarda da kitap alıyorum enteresandır.Bir insan kitap alır ve o heyecanla onu okumaz mı ? Evet okumuyorum.Ben alıyorum bir yere koyuyorum sonra bir gün hepsini toparlıyorum nerde ne var ne yok.Alıp hepsini okumaya başlıyorum.Neden böyle hiç bilmiyorum.Garip biriyim.Şuan bir kitabım var o kadar kopuk kopuk okuyorum ki.Hiçbirşey anlamadım.Bu aralar çok elektrikler kesiliyor diye çıkarmıştım bi yerden :)


Onunda mı sevgiliis var ?



Oha lan bunun da mi sevgilisi var diyorsan sen de yalnızlığa tur bindiriyorsun.Bu yazıyı gördüğüm zaman.Öncelikle ben çok kullanırım bu tarz bir cümleyi.O ahmakla nasıl bir birliktelik olur tarzında birşeyler söylerim.Beni sorarsanız çok değişik tipte bir sevgili olarak büyük bir tecrübeyim aslında böyle de insanlar varmış diyebileceğiniz cinsten.Ayrı birşey işte.Önce çok hoşlarına gidiyor bu rahatlığım.Bayılıyorlar beni dinlemeye.Her an bir espri bekliyorlar.Herşeye bir yorum bekliyorlar.Aslında mükemmel sanıyorlar.Değilim ve öyle iddiam da olmadı hiç.Sonra alışıyorlar.Artık eskisi gibi olmuyor.Benim rahatlığımda boğuluyorlar.Bayağı geliyor.Artık dayanamıyorum diyorlar.Ben aramasam sen hiç sormuyorsun.Hiç karışmıyorsun.Normal arkadaştan farkımız yok diyorlar.En iyi arkadaşım olma sürekli diyorlar.Oysa ilk başlarda böyle bir erkek var mıydı hiç inanmıyorum.Zamanla değişirsin diyenlerde kendileriydi.Bence insan alışıyor.Herşeyden önce herşeye alışıyor insan.Alışınca sıradanlaşıyorsun.Sıradanlaşınca sokaktan birisi olman da kaçınılmaz oluyor.Ama şunu iyice anlıyorum.Bazı şeylerden asla kaçamıyorsun.Önce senin iyi yanlarını görüyorlar.Sonra kötü yanlarını değiştirmeye çalışıyorlar.Sonra başlıyor ayrılık rüzgarı esiyor kuzeyden.O heyecan kalmıyor.Ne yapayım aniden önüne mi çıkayım.Kar maskesiyle heyecan olsun.Şimdi klasik ayrılık cümleleri kırmamak lazım.


Seninle çok iyi anlaşıyoruz aslında . Kopmayalım birbirimizden.


--- Kapım herzaman açık sana.Bunu biliyorsun.






Bu lafı söylediğim zaman.Hep aklıma yıllar öncesinden gelir.''Oysa hiçbir kapım yoktu ardında olacağım''






Evet hiçbir kapım yok.Ne farkeder ki.Hepimiz unutmadık mı en iyi arkadaşlarımızı.Hangi çok iyi anlaştığımız kişiyle görüşüyoruz.Hep yakın çevresiyle insan.Hep yakınındakilerle idare ediyor.Çünkü başkalarının hayatını değiştirmek bir yana kendi hayatımızı düzene sokamıyoruz daha.Yetinmek ne zor şey değil mi ? Peki ya yetinseydi bütün insanlar.En basitinden bilim adamları.Hala gaz lambası olurdu belki de.O yüzden kimse elinizdekiyle yetinin biraz demesin.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Mim

Kahve telvesine ithafen yazıyorum.Birisi mimlediği zaman insanın yazası gelmiyor.Sorumluluk ve baskıya alışkın değilim.Ama böyle şaşırtıcı işlerim de olur neyse gevezeliğe gerek yok.

Şu an olsa çok sevinirdim...


Artık olması mümkün değil sanırım.İlk aklıma o geldi.Olsa da eskisi gibi olmaz.Ama bazı şeyleri döndürmek için hevesli değilim.Sadece yenileri için de hevcsli değilim.Bence biraz heves olsa bende bu kadar merak yoksunu biri olmasam çok iyi olurdu.


Şimdi orada olmak vardı...


Adı üstünde orada.Orası neresi bilmiyorum.Ama çok yakında değil bunu biliyorum.


Nerede o eski günler..


Eskiden yaşanmışlıklardan dolayı tecrübeli insan hani eski günleri düşünürken bazı şeyleri değiştirebileceğine inanır en çok.Öyle yaşanmış bir anı tamamen aynı şekilde yaşamak da isteyebilir ama bugün kaybettiği için böyle bir düşünce içindedir.Ama aynı insan aynı ahmak insan yine aynılarını yapar.Ben eski günlerden...


Neleri özlüyorum ?


Vurdumduymaz beni. evet ta kendsini her yere geç kalan.3 kez aradığınızda anca ulaşabildiğiniz.İstemediği zaman hiç bir şekilde birşey yaptıramayacağınız beni.Şimdi al gülüm ver gülüm.Patron isterse herşey mübahtır.


Çok severim..


Hayatım eleştri üzerine.Beğenirsem de bir eleştri yaparım kesinlikle.Ama özeleştri kısmına gelince de hakkını veririm yani.Kendimi de aşırı derece de eleştiririm.En basitinden okul yıllarıma gidiyorum.Sınavdan önce ders çalışırken bir konu vardı burdan çıkmaz diye geçiyordum ama içimden olm bak çıkar diyordum.Çıkar çıkmaz bakmadım.Sınavda çıktı.O soruya geldiğimde kendi kendime gerizekalı aptal çocuk sana çıkar dedim.Ahmak gibi bakmadın 10 dakika baksan 10 puan fazla alacaktın diye konuşuyordum.Sonra kağıdımı aldılar.


Nefret ederim..


Felaket tellalarından,patavatsızlardan,ayağı büyük yorganı küçüklerden,kendini bir bok sananlardan.Mütevazilerden de nefret ederim.O mütevazilik bir şerefsiz gülüşü gibidir.Siz de iyi oynadınız ama biz yendik.Sonuç 20-0 dir.Her mütevazi insan karşısındakini ezer.Sonra ezik psikolojisi diyorlar.Çok ahmak bir düzen.Ben iyiysem iyiyimdir.Sen de iyisin demeye gerek yok.İyi gün dostu olursun o zaman.Yarın çıkar adam hani iyiydim lan der.Uçarı insanlardan da nefret ederim.O da var.Ayakları yere bassın insanın.Elalem ne der'in diyen kısmındaki insanlardan nefret ederim.Bende diyorum.Mesela metro da onlarda abuk subuk özgürlük adı altında kendini maymun etmiş insan görüyorum.Tabi bir eleştri getirip.Tipini ....... diyorm ama içimden.Sanane be adam.Sanane be kadın.Sen çocuğun ne bok.Haa iyiyse de şükret.Herkes senin çocugun kadar iyi olsa senin çocugunun ne kıymeti kalacak.

3 Ocak 2013 Perşembe

Kaybetmek

 İnsan kaybettiğini ne zaman anlar ? Aslında kaybetmek nedir başlı başına bundan bahsetmek gerek.Herkes kaybetmiştir ama burdan belli başlı çıkarımları olmuştur.Kaybede kaybede öğrenir insan derler.Şu an hiçbirşeye hakim değilim olup biten hiçbirşeyi kontrol edemiyorum ve malesef etmek de gelmiyor içimden.Zorundalıklar içinde yaşamak zorunda kalacakmışım gibi geliyor.Ha bi arkadaşımın bana dediği gibi zorunlu.Evet bana zorunlu dedi adam ama ne zaman arasam ya şu an konuşamam belediye deyim.Akşam gelemem çok yorgunum ya da kız arkadaşımla çıkıcaz geç olur gibi zorunlu olan taaa kendisi ve yaptığı şeylerin çoğunu da istemeden yapıyor.Ama bende öyle değil.24 saat boşum kafama göre :)Fakat elbette zorunlu olarak emperyalizmin kucağına düşecekmişim gibi hissediyorum.Yılların devrimcisi en yakın arkadaşlarımdan birisi o adam bile sabah akşam işe gidiyorken ve bana olm bak oraya başla adamla konuştum böyle olmaz otur otur nereye kadar diyor.Bu adam 3 sene öncesinde hep birilerine çalişicaz biz çalişicaz karnımızı doyurucaz onlar çuvalla para götürcekler diyen adam.Herkes ideolojisini sırt çantasına kaldırmış vaziyette.6 sene sonra eve döndüğünüz de de hiçbirşey eskisi gibi olmuyor tabi.19-20 li yaşarda bıçkın delikanlıyken çıktığınız o kapıdan tekrar girdiğinizde problemleriniz oluyor elbette.Aslında hiç problem yok ama sanki ben buraya ait değilim hissine kapılıyorum.Beni alıp akraba ziyaretlerine götürüyorlar.Nasıl bir ortam var anlatamam :)) Bu kapıdan çıkarken herşey çok iyi değildi ama ben bu kadar bunalacağımı sanmıyordum.Şehirdışına da yollamıyorlar.Yurtdışına da yollamıyorlar.Ama rahat değilim bilmiyorlar.Tez zamanda kaçmak lazım artık bu şehirden.Neyse insan kaybeder çoğu zaman ama kabullenmez hata yaptığına inanmaz.Sürekli bir yalan uydurur zaman zaman kendini avutur.Ama bir an gelir artık hata yaptığını anlar kaybettiğini anlar.Geçmişteki söyleyemediği hataları gelir aklına.Ama insan işte o an düşünmeyi bırakır daha iyi şeylere yönelir.Fakat iyi kendini temize çıkarmalı.O gece birini gömmelisin ki yarına yeni biri olarak devam edesin.