Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Haziran 2015 Cuma

Kokun sinmiş üstüme

Sesin kulaklarıma kazınmış,
Kokun üzerime sinmiş,
Ellerimde sıcaklığın,
Gözlerimde gözlerin,
Dudaklarım hala sızlıyor.
Söyle nasıl yıkansın bu beden,
Bunca güzellik üzerindeyken.
Kirden Toz'dan mı korkayım ?

Anlamak

Geciken yumruk gibi bir bahar
aslında açmayan çiçekler değil
umutlar...
kaçamayış eskilerden,
Bekliyorum korkağım
bir sözünü bekliyorum
bir umuda bitirmek için
akıl almaz fırtınalar
durma es rüzgar
Benim işim bu
söyleyemedim.
Yine bekledim.
kusursuz bahaneler ürettim
Sadece kendim kandım
Seviyorum ama diyemiyorum.
Elim kolum dilim bağlı.
Yardım et bana sen söyle
ben seviyorken sen sessiz kalma..
yardım et bana
korkuyorum bitmesinden.

Hayatı hissetmek

Attığım her adımda ayak sesimi duyardım,
Zihnim kendime ve
Sorun diye adlandırdıklarıma yetmiyor diye düşünürdüm.
Gökkuşağı sadece yağmurun bittiğinin habercisiydi benim için.
Yağmur yağdığı zaman bir tek bana kokmuyordu o toprak kokusu,
Ve ben hep ıslanıyordum
Bir sabah papatyaların açtığı bahçelere kar yağdı sanmıştım.
Hep çamurdu toprak bana.
Hava hep kapalı.
Güneş hep sıcak,
Yüksek rakımlar soğuk,
Alçaklar basık,
Deniz hep rüzgarlı,
Şehir hep gürültülü,
Yollar hep bozuk,
Rüyalar hep kısa ve anlamsız,
Zaman hiç yetmiyordu,
Işıklar hep gözümü alıyordu,
Yemekleri hep kötüydü gittiğim yerlerin,
Ekmekleri hep dünden kalma,
Ben kaçırıyordum hep otobüsleri,
Metronun kapıları hep beni bekliyordu kapanmak için,
Eczaneye gitmek hep akşamları geliyordu aklıma ve nöbetçi eczane hep en uzakta,
Hep kötü oluyordu öylesine aldığım kitaplar,
Uzaktım hep aşka,
Uzaktım hep hayata,
Kapalıydı kapılarım ardına kadar,
Çocukları hep ağlarken görüyordum,
İnsanları hep üzülürken,
Hep cenazeler vardı gözümün önünde,
İnsanlar sustuğunda hep gece olurdu,
Kahkahalar hep birilerini sinir etmek için atılırdı.
Çayın yanındaki şekerleri hep ıslatırdı garsonlar,
Hep geç gelirdi benim siparişim,
Kapanırdı sevdiğim mekanlar,
Giderlerdi hep alıştığım insanlar..
Uzaktım kalabalıklara..
Uzaktım yakınlara..
Hep sonuna yetişirdim sevdiğim şarkıların,
Ya da cızırtısı başlardı radyonun,



Aslında bir tek sana uzaktım.
Şimdi tek tek seçebiliyorum kuşları ötüşünden..
Kapılarım açıldı tüm dünyaya,
Artık görüyorum masum kedileri,
Çocuk gülüşlerini,
El ele tutuşan çiftleri,
Göç eden yunusları,
Yeşillenen ağaçları,
Seninleyken kötü yoktu benim için.

Şiirler

İzin ver bırak göreyim düşlerini,
Düşlerime ekleyeyim her birini,
Korkularından bahset,
Yeneyim birer birer hepsini,
Saklı bir şey kalmasın aramızda,
Sen,ben yerine biz olalım.

Umut gözlerine baktığım da gördüğüm,
Şefkat omzuma yaslandığında hissettiğim,
Sevgi bana sarıldığında duyduğum,
Aşk elini tuttuğumda gezdiğim,
Güç yanımdayken birlikteliğim,
Burası seninle güzel.

Acemilik

Sitem ediyorsun biliyorum.
Ama alışkın değilim.
Acemisiyim mutluluğun
Yazamıyor ellerim.
Aklımın kanatları var.
Uçuyor sen yanımdayken,
Kendimle zorum var.
Utanıyor birlikteyken,
Bana ellerinden güzel ne var
Saklama bu kadar yakınken.
Kızma sakın,
Sadece aşığım.
Bu hiç dinmeyecek bir rüzgar.

Sınanmak

Öylece sızıp kalıyorsun ya ben burada bekliyorum. Sen gündüz uyurken ben yapacak bir şey bulamıyorum. Bilmiyorum nasıl olacak böyle sensiz günler nasıl geçecek. Alışmak ne kadar zor olacak kim bilir. Kokun teninde kalacak ayrılığın, gözlerin düşlerinde. Sesin uyandıracak beni gece yarıları, bir ağrı var, kalp ağrısı ilacı var mıdır ki ? Senin acılarına nasıl çare olacağım, senin düşlerine nasıl yardımcı olacağım. Endişeler beni boğuyor ve dalıyorum buğday tarlalarına.

Zorsunma

 Akdenizli arkadaşlar bu kelimeyi çok kullanırlar ilk defa onlardan duymuştum zaten. Hayatımda bu kadar zor duruma düştüğümü hatırlamıyorum. Sürekli dönüp dönüp burada ne işim var diyorum ? Hakikaten biri bana söylesin burada ne işim var ? Senden bu kadar uzakta, ve adeta kendi cehennemimi yaratmış durumda ne işim var ? Sürekli kaos,sürekli koşuşturmaca ve sürekli bilinmezlikler. Hiçbir düzen yok. Herkes kafasına göre çalışıyor ve patronların kendi aralarında sürekli bir bağrışması var ki bu herkesi olumsuz yönde etkiliyor. Damdan düşer gibi düştük yine şantiye ortamına ama daha hiçbir yerleşme olmadan iş başladı. Adam eksik,düzen eksik, personel bilinçsiz ve yine 10 kişilik yükler omuzlarımızda. Bunların hepsine alışkındım. Bunları hepsi daha öncede bir çok kez başıma geldi ve her zaman çıkış yolunu görüyordum istemediğim an orayı terk edebileceğimi biliyordum. Ama şimdi sorumluluklarım var kendi adıma. O çıkış yolunu göremiyorum. Bana umut,huzur veren o çıkış yolunu göremiyorum. Hepsini geçtim senden uzakta olmanın verdiği ağırlık omuzlarımı çürütüyor. Dayanabileceğim kadar dayanacağım ve ben hiç olmadığım kadar çabalayacağım. Değeceğini biliyorum.