Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

28 Şubat 2013 Perşembe

Kahve Molası

1-En son kime yalan söyledin,neden ?
En son bir arkadaşım gelmişti ziyarete çok uzaklardan ona,öyle gerekiyordu.
2-Biz okumuyoruz farzet kendine itirafta bulun.

Son dakikalarım kötüdür.Kriz yönetimlerimde öyle.2 kutucuk değiştirdim şu ana kadar ve ikisi de doğru olan şıklardı.Çok etki ettiler hayatıma.Belki bambaşka olabilirdi herşey.Cidden herşeyi etkiledi bu iki tercih.

3-Şu an istediğin işi mi yapıyorsun ?

Tabi ki hayır.Yazın sıcak,kışın soğuk.Patronla işçiler arası mekik dokuyorsun.İşçiler de mübarek birleşmiş milletler gibi.Şimdi suriyeli işçiler de çıktı.Gürcülerle iyi anlaşıyorum.Biraz dillerini biliyorum.

4-Mutlu musun ?

Mutluluk anlık olarak soruyorsan dakikasında değişiyor insan.Ama genel olarak yaşam şartların seni memnun edecek seviye de mi dersen ? Hayır nedeni de endişelerim var.Daha dikili ağacım bile yok.Üstelik borcum da var.Hem maddi var hem manevi var.Üstelik biri benim yüzümden çok zor zamanlar geçiriyor.O düzeldikten sonra ben de düzeleceğim.Artık kısmet gerisi.

5-Keşke..

2- de söylediğim iki şık değiştirmemi yapmasaydım demiyorum çünkü herşey daha da kötü olabilirdi.Bu benim avuntum.

6-Sence ideal eş nasıl olmalı ?

Bana kalmamalı bu sorunun cevabı.Çünkü ben bana göre mükemmelin tarifini yapabilecek seviye de değilim.Basit biriyim.Daha düzgün iki çizgi çizemem,müzikten anlamam yeteneksizin tekiyim.Zekilik desen çok yok.O yüzden bazı mükemmel insanlar vardır.En iyiler... O adamlar en iyisini tarif edebilirler.Bana desen akşam evde ne yemek olsun.Ben söylerim ama eşim düşündüğümden daha iyisini yapar böyle olmalı.

7-Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerede geçirmek istiyorsun ?

İstanbul.Bilmiyorum.Yaşadığım yerden çok yaşadığım insanlar önemli.

8-Korkuların neler ?

Korkudan çok endişe.

9-Seni en çok ne mutlu eder ?

Hiç düşünmedim.Aklıma da birşey gelmiyor.Demek ki o kadar çok mutlu olmamışım :)

10-Hayatında en çok utandığın an.

Askerde bir binbaşı tabur komutanı vardı.Bir tatbikat boyunca bana saydı.İlk başlarda utandım tabi ama sonradan sinirlendim.Haksızdı çünkü.Benim üzerimden başkalarına oynuyordu.

11-Kendinde en sevmediğin şey.

Tembellik birinci maddem.Daha sonra da duygularımı fazla belli etmem.Bu yüzden tanımayan kişiler soğuk biri olarak zanneder.Oysa tanıyanlar... :)))

22 Şubat 2013 Cuma

Grip

3 Senedir grip olmuyorum.Salgın var herkes grip , dolanıyor  hastalık hala bulaşmadı bana.1 kışımı da askerde geçirdim ki çok soğuk odalarda yattım nöbetçi olduğum günlerde.1 ay arazide kaldım nisan da buz gibiydi sabahları o buz gibi suyla traş oluyordum üstelik.Birde salgınlar onlarda vurmadı.Anlamadım niye grip olmuyorum.O kadar meşgulüm ki ya da ümitsiz vaka hastalık bile pas geçiyor :) Bu olay hayra alamet değil.Hadi biraz aksın burnum,çıksın ateşim.Böyle yatakda saatlerce kıvranıp uyuyayım.Hoş olmaz mı ? 

4 Kapalı kapı

  Bazen uzun bekleyişleri mutlu biter insanın.Öyle de olmalıdır.Adam sabretmiş o kadar yani.Hayatımda hiç önemli kararlar alamadım.Belki de en önemlisi askere gitmeye karar verdiğim zamandı.Öyle cesaretli her işe atlayan biri değilim.Ölçerim,planlarım kendimi alıştırırım öyle karar veririm.Temkinli davranırm yani.Ama bu işten sıkılmaya başladım artık.Özellikle askerdeyken benim hızımla yıllarımı çoktan kaybettiğimin iyice farkına vardım.Aslında hayatta birtakım şeylere yatırım yaparsınız.Bunu maddi olarak düşünmemek lazım.Arkadaşlar da bir yatırımdır.Akrabalar da keza doğal yatırım oluyor.Salı günü bi arkadaşım İstanbul'a geldi ve çok uzaklardan bir iş teklifi yaptı.Yanıma gel burda bir kaç iş var seni oralara sokayım.Akşamları takılırız.Ev ayarlarım sana.Yanımızda ol.Hepimiz özledik seni dedi.Haklıydı aslında son zamanlarda çok uzaklaştım herkesten. Ertesi gün perşembe günü başka bi arkadaşım aradı.O da elemana ihtiyacımız var olm sen gelsen.Senden iyisini mi bulucaz.Yanımda ol artık düzgün karar veremiyorum.Sana ihtiyacım var. dedi.Sonra asker arkadaşım ve meslekdaşım aradı. Çok acil birine ihtiyacımız var gel dedi. Parası iyi ama uzakta başla 5-6 ay çalış proje bitince ben seni buralara aldırırım.Ayarı veririm o arada dedi.Cuma günü hepsini düşündüm ve saygıdeğer patronu aradım.Ne zaman başlıyoruz yeni projeye dedim.Bende seni arayacaktım.Bir kaç günü başlayacağız benden haber bekle dedi.2 si okuldan arkadaşım 1 i askerden çok uzakta işler. Benimkisi yakın. Fakat bu işin sonu nereye gider kestiremediğimden olduğu gibi bıraktım.Zorla projeye kaydırmaya çalışıyorlar beni.Ofis hayatı bana göre değil. Sigarayı bıraktım fakat açık hava adamıyız.Ofiste zor.Kılık kıyafet çok önemli ofis çalışanı olarak kendini beğendirmek zorundasın ve ben iş görüşmesine gidecek kıyafeti olmayan adam.Spor ayakkabı ve kapüşonlu sweatshirtlerden başka hiçbirşeyi olmayan kişi.İş görüşmesine kirli sakal ve günlük kıyafetlerle gidiyorum.Aslında bu özgüven belirtisi.Ama şantiye de çalışan bi adam olarak takım elbiseyle gitmem normal gelmiyor.Neyse konuyu bağlamam gerekiyor artık uzun zamandır kitap okumuyorum ve cümle kurmakta zorlanıyorum.Bana ihtiyacı olan iki arkadaşı askıya aldım.Benim de bana ihtiyacım var.Bulunca kısmetse dedim.Asker arkadaşıma patrona ayıp olur sen bak ben seni haberdar ederim dedim.Patrondan da haber bekliyoruz bakalım kısmet.Sonuç olarak şuan 4 kapı da kapalı.Hani bazı insanlar hafif aralık olsa o kapıyı zorlar ve içeri girmeye çalışır ya.Bende tam açık kapı arıyorum.Sorunsuz geçmek için.Son günlerde biraz azimli gördüm kendimi. Başarabilirim ama başardıktan sonra yenisini çıkarıyorlar onu da başarmak zorunda kalıyorsun.Bu kadar kötü durum. Bir fıkra uydurayım bari saat geç olmuş : (iki nokta üst üsteyi kes :) Aklıma geldi fıkradan vazgeçtim.Şimdi bi kitap açmıştım ve imla noktalama ya bakıyordum.Bi yerde hata gördüm.Çok bariz bir hataydı.Böyle aynı şekilde hatalara baktım ve düşündüm acaba yazarlar imla ve noktalamayı kendileri mi yapiyorlar ? Yoksa başkasına mı yaptırıyorlar ? Direk İskender Pala geldi aklıma öğrencilerine mi yaptırıyor acaba bitirme ödevi olarak diye düşündüm.Kendi de yapabilir nitekim uzmanlığı bu yönde.Ama yayınevinin bir imlacısı vardır dedim kapattım.İmlacı mı olsaydık acaba ?

11 Şubat 2013 Pazartesi

Mim

Deeptone tarafından mimlenmişiz.Adım çok kısa felan arada kaynar göremem umuduyla göz gezdirdim ama çok erken gözüme çarptı demek ki daha belirgin olmuş böyle :)



Mim: Hangi şekilde kitap okumayı seversiniz?




Hiçbir zaman masada ya da sandalye de oturarak ne ders çalıştım ne de kitap okudum.Ben hep uzanarak yazı yazdım.Cidden çok büyük maharet isteyen pozisyonlarda koltukta ters büklüm büklüm pozisyonlarda kitap okudum yazı yazdım.Ders çalıştım.Ama düzgün bir oturuş tarzım olmadı hiç.Ayaklarımı genelde bir yerlere dikiyorum asla yere basmıyor.O yüzden bu kadar hayalperest olabilirim.Faydaları var herşekilde not alabiliyorsunuz.Heryerde ders çalişabiliyorsunuz.Ama kitap okumak genelde yatarken ya da koltuğun yan tarafından ayaklarımı sarkıtırken daha iyi gidiyor.Ne zaman kitap okuyorum desem.Uzun zamandır okumuyorum.Askerdeyken bol bol okumuştum.Fakat genel olarak evreler halinde oluyor bu.Bir başladım mı 10 kitap peşpeşe okuyorum sonra bir kaç ay kitaptan bir haber oluyorum.Aslında o aylarda da kitap alıyorum enteresandır.Bir insan kitap alır ve o heyecanla onu okumaz mı ? Evet okumuyorum.Ben alıyorum bir yere koyuyorum sonra bir gün hepsini toparlıyorum nerde ne var ne yok.Alıp hepsini okumaya başlıyorum.Neden böyle hiç bilmiyorum.Garip biriyim.Şuan bir kitabım var o kadar kopuk kopuk okuyorum ki.Hiçbirşey anlamadım.Bu aralar çok elektrikler kesiliyor diye çıkarmıştım bi yerden :)


Onunda mı sevgiliis var ?



Oha lan bunun da mi sevgilisi var diyorsan sen de yalnızlığa tur bindiriyorsun.Bu yazıyı gördüğüm zaman.Öncelikle ben çok kullanırım bu tarz bir cümleyi.O ahmakla nasıl bir birliktelik olur tarzında birşeyler söylerim.Beni sorarsanız çok değişik tipte bir sevgili olarak büyük bir tecrübeyim aslında böyle de insanlar varmış diyebileceğiniz cinsten.Ayrı birşey işte.Önce çok hoşlarına gidiyor bu rahatlığım.Bayılıyorlar beni dinlemeye.Her an bir espri bekliyorlar.Herşeye bir yorum bekliyorlar.Aslında mükemmel sanıyorlar.Değilim ve öyle iddiam da olmadı hiç.Sonra alışıyorlar.Artık eskisi gibi olmuyor.Benim rahatlığımda boğuluyorlar.Bayağı geliyor.Artık dayanamıyorum diyorlar.Ben aramasam sen hiç sormuyorsun.Hiç karışmıyorsun.Normal arkadaştan farkımız yok diyorlar.En iyi arkadaşım olma sürekli diyorlar.Oysa ilk başlarda böyle bir erkek var mıydı hiç inanmıyorum.Zamanla değişirsin diyenlerde kendileriydi.Bence insan alışıyor.Herşeyden önce herşeye alışıyor insan.Alışınca sıradanlaşıyorsun.Sıradanlaşınca sokaktan birisi olman da kaçınılmaz oluyor.Ama şunu iyice anlıyorum.Bazı şeylerden asla kaçamıyorsun.Önce senin iyi yanlarını görüyorlar.Sonra kötü yanlarını değiştirmeye çalışıyorlar.Sonra başlıyor ayrılık rüzgarı esiyor kuzeyden.O heyecan kalmıyor.Ne yapayım aniden önüne mi çıkayım.Kar maskesiyle heyecan olsun.Şimdi klasik ayrılık cümleleri kırmamak lazım.


Seninle çok iyi anlaşıyoruz aslında . Kopmayalım birbirimizden.


--- Kapım herzaman açık sana.Bunu biliyorsun.






Bu lafı söylediğim zaman.Hep aklıma yıllar öncesinden gelir.''Oysa hiçbir kapım yoktu ardında olacağım''






Evet hiçbir kapım yok.Ne farkeder ki.Hepimiz unutmadık mı en iyi arkadaşlarımızı.Hangi çok iyi anlaştığımız kişiyle görüşüyoruz.Hep yakın çevresiyle insan.Hep yakınındakilerle idare ediyor.Çünkü başkalarının hayatını değiştirmek bir yana kendi hayatımızı düzene sokamıyoruz daha.Yetinmek ne zor şey değil mi ? Peki ya yetinseydi bütün insanlar.En basitinden bilim adamları.Hala gaz lambası olurdu belki de.O yüzden kimse elinizdekiyle yetinin biraz demesin.