Bu işaretlerin bir anlamı var..
Yastıktaki izinin..
Yatağa dökülen saçlarının..
Bu konuşmalar hep bize ait..
Bizi yansıtıyor eksik ya da fazla..
Samimilerdi sen gidene kadar.
Masadaki parfümün,kremlerin.
Hepsi yarım kaldı ikimiz kadar.
Yaşlılığın izi belki de
Bize gençlikten kalan.
Aşka yetmiyoruz..
Arkadaşlığa fazla..
En iyisi gitmekti senin payına.
Susmak ve beklemek kendi adıma.
Böyleydi bizimkisi,
Martta yağan kar gibi.
Yağacak kadar soğuk,
Tutunamayacak kadar güçsüz.
Umut edecek kadar derin,
Olmayacağını bilecek kadar kesin..
Martının öfkesi derindi. Simit atılmayan sabahlara, dalgalı denizlerden gözükmeyen balıklara, kirli denizlere, ses çıkaran vapurlara,taş atan çocuklara,sabah sabah çalan okul zillerine,trafikten çıkan korna seslerine,
Ama kalkmak zorundaydı. Uyuyacak yeri yoktu. Göç edecek vakti. Sabah sabah kalkmak zorundaydı martı, Sarıyer sahilinde uçmak zorundaydı.
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
27 Mart 2015 Cuma
Canısı
Kendinle konuşuyorsun sürekli,
Onunla bile tartışıyordun.
Geç kaldığını sandığın ,
Ama henüz başında olduğun,
Gençliğinle olan savaşını uzaktan izliyordum
Üzülmek için fırsat kolluyorsun,
Bir bakmışsın mimozaları yakıyorsun
Çabuk toparlıyordun güçlüydün
Ama bu yaraları hep biriktiriyordun
Hiç birini iyileştirmedin
iyileştirmek istemiyordun.
Hayatına tüm girenleri tutup
Sonra kalabalıktan şikayet ediyordun.
Bir şehir kurmuşsun kendine,
İçinde yalnızlığı arıyorsun.
Sevdiğini sanıyorsun yalnızlığı ama,
Kusuyorsun sevgiyi gözlerinden,
Anlatamıyorsun kendine belki de,
Bu akıp giden zaman,
Seni aldatmıyor,seni dinliyor aksine,
Kendini cezalandırmaktan hoşlanıyorsun ama,
Cezalandırdığın sevdiklerin
Bir gün farkına varman dileğiyle,
Nice senelere...
17 Mart 2015 Salı
Hoşcakal
Ellerim korkuyor,tenimde acısı var hasretin.
Gözlerim öbek öbek düşlerden arınmış
Yokluğun yakmış yüreğimi..
Ateş değil bu sönmüyor.
Yangın içimde günden güne büyüyor.
Sarılma ayrılığa, hoşcakal demeden,
Veda et bana buruk olsun.
Yıllarca hatırlayacağım bir an olsun.
Senden bana bir anı olsun.
Hoşcakal de bana.
Seni dinleyip hoş kalayım.
Sön sözünü tutayım ayrılıktan sonra.
Gitme demem biliyorsun.
Alıştırırım kendimi.
Hayata değilse bile sensizliğe,
Hoşçakal de bana.
Bir avuntu olsun,
Bir neden olsun,
Tüm yalnızlıklarıma..
Gözlerim öbek öbek düşlerden arınmış
Yokluğun yakmış yüreğimi..
Ateş değil bu sönmüyor.
Yangın içimde günden güne büyüyor.
Sarılma ayrılığa, hoşcakal demeden,
Veda et bana buruk olsun.
Yıllarca hatırlayacağım bir an olsun.
Senden bana bir anı olsun.
Hoşcakal de bana.
Seni dinleyip hoş kalayım.
Sön sözünü tutayım ayrılıktan sonra.
Gitme demem biliyorsun.
Alıştırırım kendimi.
Hayata değilse bile sensizliğe,
Hoşçakal de bana.
Bir avuntu olsun,
Bir neden olsun,
Tüm yalnızlıklarıma..
Benim olduğum yerlere...
Topraktan tozdan bahset
Benim olduğum yerlere..
Alerjimden söz et,hastalanır de..
Bir gıcık boğazında.
Öksürür de..
Bir gıcık içinde..
Susar da büyütür de..
Kendi kendi yer.
Çare de bulamaz de.
Yavaş olsunlar,
Durulunca diner de..
Birşey söyle işte
Benim olduğum yerlere.
Kendinden olsun.
Senden olduğunu bileyim.
Benim olduğum yerlere..
Alerjimden söz et,hastalanır de..
Bir gıcık boğazında.
Öksürür de..
Bir gıcık içinde..
Susar da büyütür de..
Kendi kendi yer.
Çare de bulamaz de.
Yavaş olsunlar,
Durulunca diner de..
Birşey söyle işte
Benim olduğum yerlere.
Kendinden olsun.
Senden olduğunu bileyim.
11 Mart 2015 Çarşamba
kış çiçekleri
Bir gün gidişin
dönüşün olur.
Önce kaçarsın sonra geri dönersin.
Hata değil bu
Anlamak
Mayıs gibi dipdiri..
aşka aç nöbet yemiş geceleri.
ayıplara direnmiş
yasaklarla yaşamış
sürgünlerde ölmüş.
senden hasret çekmiş.
yüzündeki gülücüğü özlemiş.
örgü saçlarına.
of yine mi diye yakarışlarına..
gıcık herif deyişlerinde yaşamış.
Sende gençliği anlamış.
Kendinde olmadığı.
Yangın var söyleyemediği.
duyulmuyor sesi.
erken çiçek açmış yalancı bahar.
biliyor solacak soğuktan o çiçekler.
Biliyor kış gelip solduracak o çiçekleri.
ama iki gün güneşe açıyor o çiçekler..
bile bile ölümü.
bile bile kuruyacağını.
Kim kaçabilir aşktan.
sonunu bilse bile.
dönüşün olur.
Önce kaçarsın sonra geri dönersin.
Hata değil bu
Anlamak
Mayıs gibi dipdiri..
aşka aç nöbet yemiş geceleri.
ayıplara direnmiş
yasaklarla yaşamış
sürgünlerde ölmüş.
senden hasret çekmiş.
yüzündeki gülücüğü özlemiş.
örgü saçlarına.
of yine mi diye yakarışlarına..
gıcık herif deyişlerinde yaşamış.
Sende gençliği anlamış.
Kendinde olmadığı.
Yangın var söyleyemediği.
duyulmuyor sesi.
erken çiçek açmış yalancı bahar.
biliyor solacak soğuktan o çiçekler.
Biliyor kış gelip solduracak o çiçekleri.
ama iki gün güneşe açıyor o çiçekler..
bile bile ölümü.
bile bile kuruyacağını.
Kim kaçabilir aşktan.
sonunu bilse bile.
Canısı
Üşüyorum canısı
Havadan değil,
içimden...
güm güm atan
kalbim değil
ruhum..
parmaklarım sızlıyor
kansızlıktan değil
sensizlikten...
karanlığa hayrolsun
bu aydınlık değil
boşluk
daha çok yokluğundan
Havadan değil,
içimden...
güm güm atan
kalbim değil
ruhum..
parmaklarım sızlıyor
kansızlıktan değil
sensizlikten...
karanlığa hayrolsun
bu aydınlık değil
boşluk
daha çok yokluğundan
10 Mart 2015 Salı
Gidenlerin gelenlere selamı
Sanki bütün adımlar düşünmeksizin atılmış,
Bir labirentin tıkandığı yerde,
Yalnızlık bir nota,
Hep aynı ezgi kulaklarımda.
Bahçeler düşlüyorum..
Uçsuz bucaksız okyanuslar...
Aslında her şeyin birbirine benzediği bir karmaşa düzeni.
Başkalarından ayırt edilememekten ziyade
Başkalarını birbirine benzetmek..
Ne kadar da amaçsız bir ütopya.
Kaybolmuş sihri hayatın..
Aynı acılar,aynı kahırlar..
Yine aynı yalnızlıklar..
Artık bunlardan gocunmuyorum.
Sadece sıkılıyorum.
Geleceksen bir teceddütle gel.
Öncekilerle müşabih olma.
Kimsin ?
Sonradan sadece başlık atılmış bir kayıtta gördüm.Kimsin diye bir başlik atılmış ve benim haberim yok.Yoksa bir işaret mi bu ? Kimsin cidden.İnsan kendini ne kadar tanımlayabilir.Örnek yazılara bakarak kopya çekecek çok kişi vardır.Çoğu cv örneklerinin yazılmasında olduğu gibi.Ama insan kendini ne kadar tanır ki ? Kaç kez düşünmüştür kendini tanımlamayı.Acaba belirli periyotlar halinde kendini tanımlasa insan ne kadar çok değişirdi ?Değiştiğinin farkına varabilirmiydi ? Ya da ne kadar çok sonradan bazı özelliklerinin farkına vardığını anlardı.Şartlara bağimli mı hareket ediyorduk yoksa.İnsan ne kadar değişirdi ki.Yüzündeki kırışıkların artması,saçlarının dökülmesi kadar mı düşünceleri de bu kadar mı değişirdi ?
Vol 2 diyerek 2.kısma başlıyorum.Evet insan ne kadar tanır kendini.Ben en önemli özellik olarak 1 tembelim.Öyle böyle değil.Ama bu tembelliği şöyle tanımlarım işim yoksa kendime iş aramam.Ama işim varsa strese girerim.Acaba nasıl daha iyi yaparım diye kovalarım.Ama sonradan bir an önce bitmesi lazım diyip baştan salarım.Hep aynı senaryo.Kafamda hep mükemmeli tasarlarım ama en basitini yaparım.Çünkü işimin olması beni gerer.Fazla gülen bir tip değilimdir.Espri yaparım ama gülmem fakat kendi kendime düşünürken çok gülerim.Öyle aptal gibi hissederim ki sonradan ne olduğunun farkına varamam hatta bu yazıyı yazarken az önce aklıma birşey geldi ve güldüm yine.Bir olaya tutuldum mu sonuna kadar devam ederim.Yani ara ara bir istikrarım olmaz.Kendime asla güvenmem.Nasıl biri olduğumu çok iyi biliyorum.Ama insanlara çok güvenirim.Birde bana baktıkları zaman insanlar gerçekten çok aptallar beni çantada keklik görürler genel olarak ama çok iyiyimdir.Taktik ve strateji dehasıyımdır.Bir işte çok iyiysem yaparım yoksa o işle ilgili beni asla göremezsiniz.İnsanlar beni överse hiç belli etmem dışardan ama bağırsaklarım beynime kadar fırlar içerde.Haaa kimim ben bu kadar işte.Çok kolaya kaçarım.
Vol 2 diyerek 2.kısma başlıyorum.Evet insan ne kadar tanır kendini.Ben en önemli özellik olarak 1 tembelim.Öyle böyle değil.Ama bu tembelliği şöyle tanımlarım işim yoksa kendime iş aramam.Ama işim varsa strese girerim.Acaba nasıl daha iyi yaparım diye kovalarım.Ama sonradan bir an önce bitmesi lazım diyip baştan salarım.Hep aynı senaryo.Kafamda hep mükemmeli tasarlarım ama en basitini yaparım.Çünkü işimin olması beni gerer.Fazla gülen bir tip değilimdir.Espri yaparım ama gülmem fakat kendi kendime düşünürken çok gülerim.Öyle aptal gibi hissederim ki sonradan ne olduğunun farkına varamam hatta bu yazıyı yazarken az önce aklıma birşey geldi ve güldüm yine.Bir olaya tutuldum mu sonuna kadar devam ederim.Yani ara ara bir istikrarım olmaz.Kendime asla güvenmem.Nasıl biri olduğumu çok iyi biliyorum.Ama insanlara çok güvenirim.Birde bana baktıkları zaman insanlar gerçekten çok aptallar beni çantada keklik görürler genel olarak ama çok iyiyimdir.Taktik ve strateji dehasıyımdır.Bir işte çok iyiysem yaparım yoksa o işle ilgili beni asla göremezsiniz.İnsanlar beni överse hiç belli etmem dışardan ama bağırsaklarım beynime kadar fırlar içerde.Haaa kimim ben bu kadar işte.Çok kolaya kaçarım.
40 dakikalık kahramanlık
ilk edebiyat yazımı yazdığım lise sırası.Hatta en başı diyebilirim.Hazırlık sınıfının 2.dönemindeyiz.Herkes sıra arkadaşını tanıtan yazı yazsın demişti hoca.Ben de gece 11'de başladım yazmaya.Genelde hep geç saatlerde ödeve başlardım.Çoğu zaman yapmazdım orası ayrı ama bi beş dakika birşeyler yazayım dedim 6 aydır gördüğüm biriydi bugün hala görüşüyoruz gerçi 2 senedir görüşemedik ama görüşüyoruz yani zorunlu kamu hizmetindeydik ikimizde :) 5 dakika diye başlamıştım tam 3.5 saat sürmüştü ve 4 sayfa yazmıştım.Aslında yazının hiç farkında değildim sadece ben yazarken çok eğlenmiştim.Yazdıkça yazası geliyordu insanın :) Ertesi gün hoca girer girmez başlattı okutmaya.Yıllık vari samimiyetten uzak kitapvari cümlelerle süslenmiş canım arkadaşım çok güzelsin, dünyanın en iyi kalpli insanı vs.vs. Böyle değildi benimkisi tamamen ayrı bir olaydı o dersin sonunda anlayacaktım zaten onlardan farkımı. Sıra arkadaşım sordu sen yazdın mı diye evet diyince şok oldu :) ilk 1 sayfasını çok beğenince oku dedi hatta beni hocaya gösteren de kendisiydi. Çok ağır eleştrilerin olduğu ama o zamanda o yaşlarda hertürlü şakayı kaldıran ergenlerdik sonuç olarak. Hoca başka yazan yok mu dediğinde 30 dakika vardı dersin bitmesine .Sınıfın en dersle ilgilenen kızı bile yarım sayfa zor yazmıştı. Sıra arkadaşım beni gösterdiğinde hocam bu var dediğinde biraz utanmıştım .Sonra okumaya başladım. Her cümlemde kahkahalar kopuyordu. Hoca o sert suratlı şişman kadın bile avazı çıktığı kadar gülüyordu zaten ondan sadece ergenlere hitap etmediğini anladım yazının .Çok ilginç bir yazıydı ve o dersin bitiminde herkes etrafımda toplanmıştı.Belki aynı sınıfta olupta beni hiç farketmemiş insanlar hepsi benimle konuşmak istiyorlardı.İngilizce derslerinde de böyle uzun kompozisyonlar yazıyordum ama sadece hoca anladığından dolayı pek kimse farketmiyordu. Sıradan değillerdi hiç değilse ama bu yazma olayları daha çok komedi üzerine ve sadece çok iyi bildiğim şeyler üzerineydi o etkim 1 hafta sürdü aşırı popülerlik olarak.O günden sonra herkes bana sempatiyle bakıyordu.Hiç konuşmadığım insanlar bile bana karşı iyi şeyler düşünüyordu bunu biliyordum ve önemlisi sıra arkadaşım da meşhurdu :) Bir daha asla o kadar popüler olamayacağım belki . Zaten bana göre bir şey değil çok çabuk kalkar totom :) Ufak dağları ben yarattım triplerine girerim. Zaten sahip olduklarımı çok güzel allandırır pullandırırım . Bilmesemde biliyormuş gibi yaparım . Kimse ilk defa yaptığımı sanmaz bilmiyorum biraz değişik biriyim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)