Attığım her adımda ayak sesimi duyardım,
Zihnim kendime ve
Sorun diye adlandırdıklarıma yetmiyor diye düşünürdüm.
Gökkuşağı sadece yağmurun bittiğinin habercisiydi benim için.
Yağmur yağdığı zaman bir tek bana kokmuyordu o toprak kokusu,
Ve ben hep ıslanıyordum
Bir sabah papatyaların açtığı bahçelere kar yağdı sanmıştım.
Hep çamurdu toprak bana.
Hava hep kapalı.
Güneş hep sıcak,
Yüksek rakımlar soğuk,
Alçaklar basık,
Deniz hep rüzgarlı,
Şehir hep gürültülü,
Yollar hep bozuk,
Rüyalar hep kısa ve anlamsız,
Zaman hiç yetmiyordu,
Işıklar hep gözümü alıyordu,
Yemekleri hep kötüydü gittiğim yerlerin,
Ekmekleri hep dünden kalma,
Ben kaçırıyordum hep otobüsleri,
Metronun kapıları hep beni bekliyordu kapanmak için,
Eczaneye gitmek hep akşamları geliyordu aklıma ve nöbetçi eczane hep en uzakta,
Hep kötü oluyordu öylesine aldığım kitaplar,
Uzaktım hep aşka,
Uzaktım hep hayata,
Kapalıydı kapılarım ardına kadar,
Çocukları hep ağlarken görüyordum,
İnsanları hep üzülürken,
Hep cenazeler vardı gözümün önünde,
İnsanlar sustuğunda hep gece olurdu,
Kahkahalar hep birilerini sinir etmek için atılırdı.
Çayın yanındaki şekerleri hep ıslatırdı garsonlar,
Hep geç gelirdi benim siparişim,
Kapanırdı sevdiğim mekanlar,
Giderlerdi hep alıştığım insanlar..
Uzaktım kalabalıklara..
Uzaktım yakınlara..
Hep sonuna yetişirdim sevdiğim şarkıların,
Ya da cızırtısı başlardı radyonun,
Aslında bir tek sana uzaktım.
Şimdi tek tek seçebiliyorum kuşları ötüşünden..
Kapılarım açıldı tüm dünyaya,
Artık görüyorum masum kedileri,
Çocuk gülüşlerini,
El ele tutuşan çiftleri,
Göç eden yunusları,
Yeşillenen ağaçları,
Seninleyken kötü yoktu benim için.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder