Bu işaretlerin bir anlamı var..
Yastıktaki izinin..
Yatağa dökülen saçlarının..
Bu konuşmalar hep bize ait..
Bizi yansıtıyor eksik ya da fazla..
Samimilerdi sen gidene kadar.
Masadaki parfümün,kremlerin.
Hepsi yarım kaldı ikimiz kadar.
Yaşlılığın izi belki de
Bize gençlikten kalan.
Aşka yetmiyoruz..
Arkadaşlığa fazla..
En iyisi gitmekti senin payına.
Susmak ve beklemek kendi adıma.
Böyleydi bizimkisi,
Martta yağan kar gibi.
Yağacak kadar soğuk,
Tutunamayacak kadar güçsüz.
Umut edecek kadar derin,
Olmayacağını bilecek kadar kesin..
Martının öfkesi derindi. Simit atılmayan sabahlara, dalgalı denizlerden gözükmeyen balıklara, kirli denizlere, ses çıkaran vapurlara,taş atan çocuklara,sabah sabah çalan okul zillerine,trafikten çıkan korna seslerine,
Ama kalkmak zorundaydı. Uyuyacak yeri yoktu. Göç edecek vakti. Sabah sabah kalkmak zorundaydı martı, Sarıyer sahilinde uçmak zorundaydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder