Bir gün iyi niyetli olmayan ya da herhangi bir niyeti oluşacak kadar olayı kavrayamamış birisi kuyuya taş atar. O gider başkası gelir bir taş da o atar. Başkası başkası.... Böyle devam eder. Birisi gelir kendinde olmaması gereken taşı kuyuya atar. Ötekisi yaptığı hataların bedelini ödemek için kuyuya taş atar. Sonra padişah gelir kuyuyu görür taş dolu. Tez kellesi vurula ama kimin ? Laf ağızdan bi kere çıkar. Birinin kellesi vurulmak zorundadır. O an kuyuya hiç taş atmamış kuyuya en yakın kişi seçilir ve idam edilir. Belki de en günahsızı o dur. Ama bazen kısmetdir sadece olmaman gereken yerde olursun. Ellerini atarsın torbaya,ne çıkarsa bahtıma dersin,en olmayacak seni bulur. Belki de en güzelini bulduğunu sanarsın ama içindeki şeytan seni bitirir. Günden güne sana oynar. Artık o kadar kötü boyutlara gelmiştir ki üzerindeki yükü kaldıramazsın.
Böyledir genelde. Adaletin kepçe usulü dağıtıldığı yerlerde böyledir. Ne kadar lazımsa o kadar verilmez. Ne kadar layık görülürse o kadar verilir .Lazım-Layık. Çok farklı açılar. Birinde hikayenin sonu gelmez. Birinde hikaye kötü sonla biter .70 kişinin suçunu işlemeyen biri çeker. Vicdanlar rahattır. Biri yere çöp attı. Aslında diğer 69 kişi de yere çöp attı. Ama bir kişi bunu temizlemek zorunda. Bu suçun temizlenmesi lazım Biri olmalı. Orayı 70 çöple öylece bırakamayacak biri olmalı.
Adamın biri vurulur sokakta.
70 kişi geçer.
Birisi hiç bakmaz bile. Başına dert olmasın diye.
Birisi bakar vah zavallı adam der geçer. 5 sn bile sürmez unutması.
Birisi yanına gider inceler. Nesi var acaba der. Kim vurdu ki bunu der. Bir şişe su bırakır gider.
Birisi gelir adamı taşımaya çalışır. Ölmesini engellemeye çalışır .Fakat adam ölür.Ve bu kardeşimizi tutuklarlar.
Kaç yıl oldu cep telefon kullanıyoruz. Çok sevinçli açtığım anları hatırlıyorum.
Lise de kız arkadaşımın aradığı zamanki heyecanları.
Arkadaşlarımın aradığı zamanları.
Hoşlandığım ama hiç söyleyemediğim kızın aradığı zamanları
Ailemin aradığı mutlu zamanları.
Hiç beklenmedik biri arar bazen ve sana hiç ummadığın haberler verir.Kalp çarpıntın hızlanır.Telefonu kapattıktan sonra zıplarsın bile.O kadar iyi gelir sana.
Telefonla yarışma programına katıldığım zaman.Sonra soruda patladığım zaman zaten yarım çalışan kalp atışlarımın bandovari atışları.düm teke teke düm.
Ama kaçamayacağın telefonlar vardır. Açmak istemezsin.
Hissedersin kötü birşey olacağını ve açtığında o an bütün niyetin,belki de hayatın değişir.İnanmak istemezsin ama inanmak zorundasındır.
Patronun arar kesin mesai var diye bir anda kırasın gelir telefonu. Ama açmak zorundasındır.
Birine borcun vardır adam arar ve beş kuruş paran yoktur. O umutsuzluk açtırmamaya iter adamı. Ertelemek istersin hiç konuşmadan.
Geçmişten biri arar bazen .Ona senin değil vicdanının borcu vardır. İçine kocaman bir kaya oturur. Ne de haklı dersin içten içe. Dünyanın en kötü adamı bile olsa,o vicdan senindir. Senin yaptığının bedellerini ödemiştir o insan. Açarsın ve iyiyi oynarsın. Ama uyuyamadığını söyleyemezsin. Kendini affetmediğini söyleyemezsin. Hatanın sende olduğunu söyleyemezsin. Aynı hatayı o yaparken senin çıkmaz .Belki suçlu değilsindir. Ama bedeli ödemek istemezsin ve onun ödeyeceğini bile bile ona söylemezsin.
Şartlar insanlara o kadar kötü şeyler yaptırıyor ki. Artık inanası gelmiyor insanın bir diğerine . Çoğunluğu ayakta tutan medeniyet. Asırlardır birbirini kılıçtan geçiren,bir ekmek için adam öldürülen avrupalı ne kadar değişmiş bu çağda. Halbuki onlar aynı geni taşımıyor mu geçmiştekileriyle. Şartlar farklı şimdi.
Kimsenin iyiyim demesin artık. Kötülerin iyilerin içinden seçildiğini bildikten sonra....
En kötüye göre iyiyiz dedikçe vicdanlarımızı rahatlıyor ve geceleri uyuyabiliyoruz...Uykusuz kalsak ama daha iyi olsak.
YanıtlaSil
YanıtlaSilBazıları neler neler yapıyorken çok rahat uyuyorlar :)